Ayakkabıcı ve küçük çocuğun karşılaşması, hayatın engelleriyle mücadele ederken sevgi, anlayış ve vicdanın önemini vurgulayan bir hikayeyi simgeliyor. Unutulmaz bir ders niteliğindedir.

Ayakkabıcı, Yeni Mallarını Yerleştirirken Ne Oldu?

Bir ayakkabıcı, dükkanına yeni getirdiği malları vitrine yerleştiriyordu. Bu sırada, sokakta bir çocuk, vitrin önünde durarak onu izlemekteydi. Ayakkabıcı, yıllardır işini yapan bir profesyoneldi. Vitrini, müşterilerine en iyi şekilde hitap edebilmek için düzenliyordu. O gün, spor ayakkabıları ön plana çıkarmıştı, çünkü okullar kapanmak üzereydi ve gençlerin spor ayakkabıları rağbet görüyordu. Yine de ayakkabılar lüks sayılmazdı ama küçük bir dükkan için oldukça yeterliydi.

Çocuğun Ayakkabılara İlgi Duyduğu An Ne Zaman Gerçekleşti?

Çocuk, vitrine doğru daha da yaklaşarak, dikkatle ayakkabılara bakmaya başladı. Ancak çocuk bir koltuk değneği kullanıyordu ve adımları oldukça güçseldi. Üstündeki pantolonun sol bacağı, dizinin alt kısmından itibaren eksikti ve bu yüzden uçuşuyordu. Ayakkabılar, çocuğun dikkatini öylesine çekmişti ki, bir süre öylece durdu. Ancak düşüncelerinden sıyrılıp yola koyulmaya karar verdi.

Ayakkabıcı, Çocuğa Nasıl Yaklaştı ve Ne Söyledi?

Ayakkabıcı, çocuğun vitrin önünde durduğunu fark ettikten sonra, onu seslenerek çağırdı. "Küçük! Ayakkabı almayı düşündün mü? Bu seneki modeller bir harika!" dedi. Çocuk, ayakkabıcının sesini duyduğunda başını çevirerek gülümsedi ve "Gerçekten çok güzeller!" diyerek karşılık verdi. Ancak çocuk, ekledi: "Ama benim bir bacağım doğuştan eksik." Ayakkabıcı ise gülümseyerek şöyle yanıt verdi: "Bence önemli değil. Bu dünyada tam insan yok ki! Kiminin eli eksik, kiminin de bacağı. Kiminin de aklı ya da vicdanı."

Ayakkabıcı, Çocuğun Hayatına Nasıl Farklı Bir Perspektif Katmaya Çalıştı?

Çocuk, bu sözlere bir şey söyleyemedi. Ancak ayakkabıcı, lafını sürdürdü: "Keşke vicdanımız eksik olacağına, ayaklarımız eksik olsa idi." Çocuk bu sözleri anlamadı ve kafası karışmıştı. "Neden öyle olsun ki?" diye sordu. Ayakkabıcı, basit bir şekilde cevap verdi: "Eğer vicdan yoksa cennete giremeyiz. Ama ayaklar yoksa, sorun değil. Zaten orada tüm eksiklikler tamamlanacak! Hatta sakat insanlar, sağlamlara göre daha fazla mükafat görecekler."

Çocuk, Ayakkabıcıyla Yaptığı Sohbet Sonrasında Ne Düşündü?

Çocuk, ayakkabıcının söylediklerini düşündü ve bir süre sonra tebessüm etti. Şimdiye kadar çektiği acılar, adeta hafiflemişti. Ayakkabıcı, vitrindeki ayakkabıyı işaret ederek, "Baktığın ayakkabı sana yakışır!" dedi ve "Denemek ister misin?" diye ekledi. Çocuk, başını iki yana sallayarak, "Üzerinde 30 lira yazıyor," dedi. "Almam mümkün değil ki!" Ayakkabıcı ise hemen yanıt verdi: "İndirim sezonundayız. Senin için biraz indirim yaparım. Bu durumda 20 liraya düşer. Zaten sen bir tekini alacaksın, o da 10 lira eder!"

Ayakkabıcı, Çocuğa Nasıl Yardımcı Olmayı Teklif Etti?

Çocuk bir an durakladı ve "Ayakkabının diğer teki işe yaramaz! Onu kim alacak ki?" diye sordu. Ayakkabıcı gülerek, "Amma yaptın ha! Onu da sağ ayağı eksik olan bir çocuğa satarım," dedi. Çocuk bu sözlere şaşkınlıkla baktı. Ayakkabıcı, devam ederek "Üstelik de öğrencisin değil mi?" diye sordu. Çocuk, "İkiye gidiyorum, üçe geçtim sayılır," dedi. Ayakkabıcı, hemen bir öneri sundu: "Tamam işte! 5 lira da öğrenci indirimi yapsak, geriye 5 lira kalır. O da zaten pazarlık payı olur. Bu durumda ayakkabı senindir, sattım gitti!"

Ayakkabıcı, Çocuğun Ayakkabıyı Denemesine Yardımcı Oldu Mu?

Ayakkabıcı, çocuğa yeni ayakkabısını giymesi için yardımcı oldu. İçerideki raflardan, aynı modelin diğerleriyle dolu olmasına rağmen vitrindeki ayakkabıyı çıkardı. Çocuğu oturtarak, yeni ayakkabısını giydirdi. Çıkarttığı eski ayakkabısını göstererek, "Benim satış işlemim bitti!" dedi ve "Sen de bana bunu satsan memnun olurum." Çocuk şaşkın bir şekilde, "Şaka mı yapıyorsunuz? Onun tabanı delinmek üzere. Eski bir ayakkabı para eder mi?" diye sordu.

Ayakkabıcı, Çocuğa Eski Ayakkabının Değerini Nasıl Açıkladı?

Ayakkabıcı gülerek, "Sen çok cahil kalmışsın be arkadaş! Antika eşyalardan haberin yok herhalde. Bir antika ne kadar eski ise o kadar değerli olur," dedi. "Bu yüzden ayakkabını, en az 30-40 liraya satabilirim." Küçük çocuk, yaşadığı şaşkınlıkla, "Bana göre 20 lira yeterli," diyerek 10 lirayı geri vererek, "İndirim mevsimini başlattınız ya!" dedi. Ayakkabıcı, çocuğu kırmayarak, parayı geri aldı ve yanağından öptü. Çocuk, teşekkür ederek, "Babam haklıymış! Sakat olduğun için üzülmene hiç gerek yok!" dedi.

Bu Buluşma Çocuğa Ne Kazandırdı?

Çocuk, yavaşça yerinden kalktı ve sanki koltuk değneğine artık ihtiyaç duymuyormuş gibi bir hisse kapıldı. Sımsıcak bir tebessümle teşekkür etti ve babasının söylediklerinin ne kadar doğru olduğunu fark etti. Bu karşılaşma, küçük çocuğun hayatında unutulmaz bir anı haline geldi. Ayakkabıcı ve çocuğun paylaştığı bu an, sadece bir alışverişten fazlasıydı.