Eskiden Osmaniye'de en önemli ulaşım aracı faytonlardı. Faytonlar, yolcu taşımanın yanı sıra, gelin arabası, düğün konvoyu, sünnet düğünü konvoyu, posta taşıyıcısı, öğrenci servisi olarak da kullanılırlardı. Altı yaşındayken, amcamın oğlu Selman ve ben, faytonlarla sünnet düğünü konvoyunu bizzat yaşamıştık.

Konumuzla ilgili derlediğim bazı okur yorumları şöyle:

"Faytoncu Hacı Ahmet Öztürk'ün oğluyum.

01 AY 799 plakalı, çift atlı faytonumuz vardı. Faytonumuzun korna yerine geçen zili, çok hoş sesliydi. Birkaç yıl önce yıkılan önceki belediye binasının yerinde çok eskiden İskenderun garajı, yanında da Mavi Köşe Pastanesi vardı. Orası faytoncular durağıydı. Hafta sonları okul harçlığımı çıkarmak için faytonumuzla çok çalıştım. Hatırladığım faytonculardan Çakır Ali ve İbo var, diğerlerini unuttum, bilen varsa yazsın. 'Faytoncu, vur kırbacı' talimatına istemeden icabedenlerdendim." /Hulusi Öztürk'ün yorumu

"Hulusi Öztürk, bir de faytoncu Mahmut Amca vardı, aynı zamanda tren garına posta taşırdı."

/Mehmet Memişoğlu'nun yorumu

"Hulusi Öztürk, bizim mahallede Cumhuriyet İlkokulu bitişiğinde faytoncu Kemal Türk ve oğulları Godiç Hasan Hüseyin, Sarı Ali ve Ufuk vardı." /Kadir Canbaz'ın yorumu

"Cesurluğum tutsa, şöyle kasılsam,

Faytonların arkasına asılsam,

Kamçıyı yiyince yere yayılsam,

Yollarda ağlayıp gülmek istiyom,

O tatlı günlere ermek istiyom!..."

/Hamdi Yaşar Kandemir

"Bir faytoncu anlatmıştı: 'Trenden inenleri faytonumla çarşıya getirirken, Devlet Bahçeli çocuktu ve her çocuk gibi faytonumun arkasına asılırdı. Çok kırbaçladım onu.' Bahçelilerin evleri istasyona yakındı." /Fahri Teke'nin yorumu

"FAYTON TRAVMASI

Annem yıllardır anlatır: Gelin giderken faytonla gitmiş. Hep babamın babasını, yani dedemi şuçlardı.

O zamanlar taksi lüks imiş. Babam tarafı, şehirli gelin almayı kabul etmiş ama taksi, orkestra vs kabul etmemiş. O zamanlar çok iyi düğün müzisyenleri de varmiş. Yıl 1970.

Annem de babamın sevgisi uğruna dedeme boyun eğmiş ama içinden hep isyan etmiş. Yıllarca kahırla faytonla gelin gitme hikâyesini dinledik.

Şu anda yaşadığım şehirde, gelin faytona bindirilmiş, sokaklarda gezdiriliyordu. Hemencecik fotoğrafını çektim, annemi aradım. Anneeee, şimdi gezerken faytonda gelin gördüm! Sen aklıma geldin! Bence çok şanslıymışsın, dedim! İkimiz de kahkahayı bastık!

Böylece annemin fayton travmasi gitti. Hayat işte, dedim, huzurla nefes aldım, güldüm. Nurlar içinde uyu dede, dedim.

Böylece, bizim fayton travmamız bitti, şimdi de fayton hayranlığımız başladı.

Hayat, siyah beyaz fotoğraf güzelliği gibi..."

/Merve Tatlı'nın yorumu

Not: Belki de söylemesi daha kolay olduğu için, "payton" kelimesi daha çok kullanılırdı. Fayton kelimesinin anlamını ve kökenini, "yorum" bölümünde açıkladım.

Hazırlayan: Gültekin Yılmaz