Çünkü Türkiye'de tarım ve hayvancılık bitmiş durumdadır. Çiftçi can filan çekişmiyor, çünkü çiftçi zaten öldü. Bu nedenle köyler boşaldı. Kiminiz diyecekki yoldan geçerken ekilmiş tarlalar görüyoruz, otlayan hayvanlar filan. Belki büyük traktörler görüyoruz diyenlerinizde olacak.
Doğru, iyi kötü birşeyler yapılıyor ama bu yapılanlar canlı ve sağlıklı bir tarım ekonomisinden kaynaklı değil.
Örneğin ıspanağı yada karnabaharı yurtdışından ithal etme şansı yokki. Yükte hafif, pahada ise hafif şeyler bunlar. Bir tır ithal etmeye kalksan kamyonun mazot parasını ancak çıkarır.
Bunun gibi zorunluluktan ekilen ürünler var. Çiftçininse bunlardan öyle çok birşey kazandığı yok. Karnı doyuyor, ata toprağı boş kalmıyor tamam işte.
Birde narenciye ürünleri gibi zamanında ekilip, yetişmiş. Coğrafi ve iklim olarak avantajımızın olduğu ürünler var. Bu tür ürünlerde şans eseri para ederse çiftçi biraz kazanır. Kimi zamanda hiç para etmez ve dalında kalır, yerlere dökülüp çürür.
Hayvancılığa gelirsek o daha da kötü durumda. Ülkenin hayvansal üretimi aslında tüketimi karşılamaktan çok uzak. Süt ürünleri, kimyasal maddeler karıştırılarak yapay gıdalar üretilerek karşılanıyor. Örneğin peynire kemik unu ve bitkisel yağ, tereyağına margarin filan karıştırılıyor.
Yerli üretim kuzuları sadece zenginler yiyiyor. Türk kuzuları kaliteli olduğu için lüks kasaplar ve restoranlar, kebapçılar tarafından alınır. Yani az bir kesim tarafından tüketildiği için fiyatı çok yükselmediği için hasbelkader çobanlık yapanlarca sürdürülmektedir koyunculuk.
Et yeme şansı bulan normal ve çoğunluk olan vatandaşsa tavuk eti ve ne olduğu belirsiz ithal etler ile beslenir. Zaten et ithali şu anda serbest ve vergide sıfır.
Yani sanmayın ki tüketici korunuyor. Üreticiyi desteklemek için kurulduğu söylenen Et ve Balık kurumu bile sadece ithalat yapmaktadır. Çiftçilik ve hayvancılıktan para kazanan yok mu?
Elbette var ama küçük bir azınlık.
Bunlar ya vaktiyle iyi para kazanmış yada zengin olupta sonradan bu işe girenler. Bunlar normal bir çiftçinin sahip olamayacağı avantajlara sahip olan, imkanları çok olan insanlar. Yani kaideyi bozmayan istisnalar.
Şu anda köylerde yaşayan insanların çoğunun ya yurtdışında yada şehirlerde oğlu, kızı, babası yada kardeşi filan vardır. Köydeki kişileri bu yakınları ekonomik olarak takviye etmektedirler.
Yada köydeki çoğu kişinin çift işi vardır.
Örneğin evin babası inşaatlarda çalışır, anne ve çocuklarda evde üç beş ineğe bakmaktadır.
Aslında pek birşey kazanmazlar ama köy yerinde yapacak bir iş olmadığı için insanlar zorunlu olarak yapmaktadır. Hiçbir köyde yada kırsalda ben sanmıyorumki bir kişi çıksın da desinki "Ben çocuğum okusun istemiyorum, benim çocuğum toprağımızı ekip biçsin çiftçi olsun, benim çocuğum çoban olsun" Bırakın okumasını büyük çoğunluğu köyde kalmasını bile istemez. Çünkü köylerde, kırsalda bir ekonomi yok.Bu durumun en büyük nedeni gıda mafyası.
Türkiyede Halleri ele geçirmiş, siyaset ile işbirliği yapan bir rant teröristleri var. Bu rant çok çok büyük.
Sanayi üretiminden, fabrikalardan bile daha çok gelir getiren bir rant söz konusu.
Örneğin Türkiye'nin aylık patates tüketimi 200.000 ton. Bu mafya 1 liraya satabileceği patatesi 2 liraya sattığında aylık 200 milyon lira yıllık 2 milyar lira tatlı bir gelir elde ediliyor.
Bu sadece patates rantındaki rakam.
Birde tüm tarım ve hayvansal üretimi düşünün! Rantın büyüklüğünü hayal edebiliyor musunuz.
Türkiye aslında sadece tarım ve hayvancılıkla bile ihya olabilecek bir ülke. Ama bir türlü beceremiyoruz... Tarım ve gıda ürünlerinde kendine yeten bir ülke iken neden pirinci buğdayı hatta samanı bile ithal eden bir ülke olduk? Pancar şeker fabrikalarımız satıldı ve verimsiz… devlet politikası en küçük çiftçisini bile koruyup büyütebilmeli ve refaha kavuşturup eğitebilmeli ki çocukları kaybolmayıp ama yüksek eğitim ile modern tarım yapabilsinler; kooperatifler altında katma değerli ürünler üretip gelişebilsinler ve doğrudan dağıtım kanallarına ulaşarak millete uygun fiyatlı tarımsal ürün ve türevlerini sağlarken ihracat da yapabilsinler… Bahsettiğiniz şekilde ticaret yapanlar her zaman olacaktır ama tarımda asıl kazanan köylü, çiftçi olmalıdır.
Türkiye de köylü kendi beynine sıkıp intihar etti yıllardır inatla içinde bulunduğu durumu yaratan iktidara 21 yıldır inatla oy verip destek olduğuna göre şikayeti yok.Bu gün seçim olsa iç anadolu silme, doğu anadolu, güneydoğu anadolu, Karadeniz silme, iç Ege silme bu iktidara oy verecektir demek ki halinden şikayetçi olan yoktur.
KAYNAK : Serhan Parmak